Ailevi Akdeniz Atesşi (Familial Mediterranean Fever = FMF)

Ailevi Akdeniz Ateşi Nedir (FMF)

Ailevi Akdeniz ateşi, tekrarlayan ateş, karın, akciğer ve eklemlerde inflamasyona bağlı ağrıyla seyreden iltihabi bir hastalıktır. FMF, genetik olarak otozomal resesif geçişli bir hastalıktır. Bunun anlamı, hastalık genini taşıyan anne ve babanın çocuklarından ¼’inde (%25’inde) hastalık gelişmesidir.

FMF Kimlerde Görülür?

Hastalık genellikle, Eşkanazi Yahudileri (Doğu Avrupa kökenli Yahudiler; 1/73000’inde), Sefarad Yahudileri (İspanya’dan Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya sürülen Yahudi soyu; 1/250-1000’inde), Türkler (1/1000’inde), Araplar (1/2600’inde), İtalyanlar, Ermeniler (1/500’inde), Yunanlar, İspanyollar gibi Akdeniz orjinli kişilerde sıktır. FMF, bazı etnik gruplarda daha fazla görülse de, belli bir etnik grubun hastalığı değildir. Diğer etnik gruplarda daha az sıklıkta görülür. Hastalık bir ömür boyu sürer. Ailevi Akdeniz ateşinin şiddeti, hastadan hastaya değişir. Hastalığın içinde Akdeniz ifadesi geçse de; Türkiye’de İç Anadolu bölgesinde daha fazladır. Erkeklerde, kadınlara göre biraz daha sıktır (E/K: oranları; 1,5-2).

FMF’in Belirtileri Nelerdir?

Ailevi Akdeniz ateşi, hayatın ilk 10 yılında, genellikle de 20 yaşından önce bulgu verir. Hastaların sadece %1’inde, 40 yaşından sonra yakınmalar ortaya çıkar. Hastalık ataklar halinde seyreder. Her atak 48-96 saat sürer (en az 12 saat).

  • Ateş; 40C’ye kadar çıkabilir, bazen tek şikayet olabilir.
  • Karın ağrısı; yaygın olup, karın zarının inflamasyonuna bağlıdır. Kolesistit, apendisit ve böbrek taşına bağlı ağrıdan ayırt edilmelidir. Kadınlarda bazen adet zamanına hep denk gelebilir ve adet sancılarıyla karışabilir. Bu nedenle, yaygın karın ağrısı ve diğer yakınmaların olması; laboratuvar testlerinde o dönemde lökosit sayısı, fibrinojen ve/veya CRP’de yükselme olup olmadığına bakılmalıdır.
  • Plöretik göğüs ağrısı; atakların %50’sinden fazlasında bulunur. Akciğer zarında inflamasyona bağlı sıvı toplamasıyla oluşur. Nefes alıp verirken şiddetli ağrıdan yakınırlar.
  • Perikardit; kalp zarındaki inflamasyona bağlı göğüs ağrısı vardır; öne eğilmekle azalır.
  • Artrit; genellikle tek eklem-diz, ayak bileği ve kalça eklemi tutulur. Nadiren küçük eklemler tutulur. Akut özelliktedir; 1-4 haftada geçer.
  • Erizepel benzeri döküntü; hastaların %10-20’sinde diz altında gelişen kızarık cilt döküntüsüdür.
  • Atak sırasında konstipasyon (kabızlık), onu takiben diyare (ishal) olabilir.
  • Miyalji; kas ağrısı.
  • Pelvik ağrı; pelvik inflamasyona bağlı kadınlarda görülebilir.
  • Skrotal ağrı; tunika vajinalisin inflamasyonuna bağlı erkeklerde görülebilir.
  • Vaskülit; Henoch-schönlein purpurası, poliarteritis nodoza ve Behçet hastalığı ile birliktelik gösterebilir.

Yukarıda sıralanan bu bulguların hepsi bir atakta bulunmaz; genellikle bir veya birkaçı bulunur. Ataklar birkaç gün ile aylar arasında oluşabilir; nadiren yılda en az bir atak olur. Hiç tedavi almadan da ataklar, kendiliğinden geçer; ataklar arasında kişi kendini normal hisseder. Ancak hastalığa bağlı amiloidoz gibi ciddi bir komplikasyon gelişebileceğinden, kolşisin mutlaka düzenli alınmalıdır.

Ailevi Akdeniz Ateşinin Komplikasyonları Nelerdir?

  • Her atakla birlikte düzeyi artan, serum amiloid A proteini, yıllar içinde bir çok organ ve dokuda birikerek sekonder amiloidoza neden olur. Özellikle böbreklerde birikmesi, yoğun albümin atılımıyla giden nefrotik sendroma ve daha ileride de böbrek yetmezliğine neden olur.
  • Amiloidoz, renal ven trombozuna neden olabilir.
  • Kalça ekleminin tutulmasıyla (%2), kronik artrit gelişir ve eklemde hasara neden olur.
  • İnfertilite ve düşüklere neden olur.
  • FMF’de Hangi Laboratuvar Testler Yapılır?

  • Atak sırasında; akut faz proteinlerinden C-reaktif protein, serum amiloid A, ve fibrinojen yükselir. Eritrosit sedimentasyon hızı geç yükseldiğinden pek yardımcı değildir. Tam kan sayımı yapıldığında lökosit sayısı artar.
  • Duedonum, rektum, minör tükrük bezi, böbrek biyopsileriyle, amiloidoz gelişimi araştırılabilir.
  • DNA testi ile FMF genlerine (MEFV) bakılabilir. Tanıya yardımcıdır ve hastalık seyri hakkında bir fikir verebilir. Ancak bu genlerin taşınmaması, hastalık olduğunu göstermez. Hastalık tanısı, ataktaki klinik bulgularla konur; laboratuvar testlerle desteklenir.
  • Eklem sıvısı, inflamatuar özelliktedir (septik değil).
  • Atak sırasında karın, akciğer, skrotum veya kalbe ait görüntülemeler, diğer tanıları ve durumları dışlamak için yapılır.

Tedavi:

  • Kolşisin, FMF’in temel ilacıdır. Düzenli kullanıldığında atakların gelişmesini önler; böylece amiloidoz ve diğer komplikasyonlar oluşmaz. Günlük kullanım dozu, kişiye göre atakların hiç gelmemesi esas alınarak 0,5mg’lık tabletlerden, günde 2 veya 3 hatta 4 tane bölünmüş zaman aralıklarında alınır. Gün içinde alınması gereken dozdan daha düşük alınması, unutulmasıyla atak gelebilir. Bu nedenle kolşisin, çok düzenli kullanılmalı, unutmamak için bir takım alışkanlıklar kazanılmalı; örneğin cüzdanda taşınabilir, cep telefonuna veya kol saatine hatırlatıcı alarmlar kurulabilir.
  • Ailevi Akdeniz ateşinde kolşisin tedavisine direnç çok nadirdir. Bu durumda, anti-TNF tedaviler ve interferon alfa kullanılabilir. Ciddi kas ağrıları olduğunda, düşük doz prednizolon kullanılabilir.

Prof. Dr. Nuran Türkçapar (Kasım-2012)